Koronavirüsün Bize Öğrettikleri

Koronavirüsün Bize Öğrettikleri

Artık, karantina, sokağa çıkma yasağı gibi tecrübelerimiz var. Bunlarla birlikte, bir de bu süreci kendimizi geliştirerek atlatabilirsek, karlı çıktığımız yönler de olabilir. Birçoğumuz yeni yemek tarifleri öğrendi, bir kısmımız bir sürü kitap bitirdi, işten vakit bulamayan ama bu süreçte evde spor yapan insanlar var (tamam kabul ediyorum çok küçük bir azınlıklar, ama var)… Eğer hiç birini yapmadıysak “geç kaldım” diye düşünmeyelim, şu an doğru zaman. Hemen başlarsak, yarın “geç kaldım” dememiş oluruz.

Korona virüs, ister istemez bütün toplumsal ve bireysel davranışlarımızı değiştirdi. Normal olanı da (hatta olması gereken de) bu. Yaşadıklarımız; yeni önlemler, yeni donanımlar, yeni bakış açıları getirir. Bu virüs sürecinin bariz olarak değiştirdiği şeylere değinmek istedim.

  1. Her şeyden önce, temel kişisel temizliğimizin önemini öğrendik. Ellerimizi yıkamak, ama suya dokunmak değil yani, sabunla her yerini özenle yıkamak, ne kadar basit ve değerli bir şeymiş gördük.
  2. Kalabalık ortamda ensemize hapşıran insanlar bitti diyebilirim. Eskiden “pardon yaa” diyerek geçiştirebilecekleri bu hareket artık bildiğin suç sayılabilir, dolayısıyla bunlara dikkat ediyorlar.
  3. Arkadaşımın telefonda dediği bir şeyi eklemeden edemem, “eskiden ter kokuyordu metrobüs, şimdi mis gibi kolonya!”. Yani, insanlar yanında bir kolonya taşımayı öğrendi, ter kokusu eminim bu sorunu atlattıktan sonra daha çok göze batacaktır, insanlar da temiz kokmaya dikkat edecektir. İstanbul’da toplu taşıma kartlarının arkasında “biz insan taşıyoruz” yazıyordu eskiden, tamam insani sayılarda yolcu taşımıyorlar ama nüfus çok, yolcuların insani davranması lazım. Bir toplu taşıma aracının kan, ter ve göz yaşı kokmasının alemi yok. Sürekli gül koksun da demiyoruz ama insanlar kötü kokmamalı en azından.
  4. Birçok insan, tanımadığı insanların bedenleriyle aşırı cana yakın davranmasından rahatsızdı. Buna ben de dahilim. Tanımadığım bir insanın, omzumu tutarak bana bir şey söylemesi hoşuma gitmiyor, bundan hoşlanan insan da yok denilecek kadar azdır gerçi, ama “benim için sorun değil” diyenler olabilir, o normal. Şu an sosyal mesafe uygulamaya çalışıyoruz. Bu süreç bittikten sonra, en azından tanımadığımız insanlar vücut teması kurmak istemeyecektir. Hadi niyet etti diyelim, “arkadaşım çeker misin elini” demek çok daha doğal olacaktır.
  5. Genelde her gün görüşenler sesle selamlaşır, haftada bir iki kere görüşenler tokalaşır, ayda bir veya daha nadir görüşenler sarılır, daha nadir görüşenler bu sarılmayı uzatır, sağa sola sallanarak sarılmaya devam eder. Bunlara genelde diyorum çünkü haftanın birkaç günü görüştüğü halde birbirine sarılan insanlar da var. Belki bu süreç sonrasında var yerine vardı demek daha doğru olacak.
  6. Çok büyük ihtimalle ortak kaplardan yemek yemek bitme noktasına gelecektir. Restoranlar şu an kapalı ama açıldığında hemen hepsi salatayı ortaya tek tabak değil, herkes için ayrı tabaklarda getirecektir.
  7. Markette, pazarda gıda ürünlerine dokunma olayının da bitme noktasına geleceğini düşünüyorum. İnsanlar yine tensel temas kurup ardından dokunmadığını almak isteyebilir, ama bunu gören başkaları almayacağı için tezgahtarlar buna müsaade etmeyecektir.
  8. “Ama o benim elimi öpmedi” veya “hoş geldin dedi ama bi sarılmadı” gibi kültürümüzün kırılma noktaları artık yavaş yavaş ortadan kalacaktır. Kimse kimsenin elini öpmek, boynuna sarılmak, kucaklamak zorunda değil. (Böyle tek tek yazınca, aslında ne kadar lüzumsuz yakınlık olduğu da anlaşılıyor.)
  9. Doğanın değerini öğrendik. Bahçesi olan evlerin ne kadar güzel olduğunu, o minicik bahçenin bütün bir hayatı ne kadar pozitif etkilediğini öğrendik. Belki yeni yapılar sırf bu süreçlerden dolayı çok katlı değil, bahçeli olacaktır.

 

Emre Oğuzcan Özdemir

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir