pinokyo, yalan, yalancı, mitomani

Yalanı Nasıl Anlarız

Yalanı Nasıl Anlarız

En basit tanımıyla yalan, bilerek gerçekten farklı bilgi vermektir. Yalan üzerine bir sürü akademik makale yazmak, araştırma yapmak mümkün, zaten bir sürü de mevcut. Çünkü konunun ahlaki boyutu olduğu gibi, bilimsel boyutu da var. Mesela, insanlar neden yalan söyler, herkes yalan söyler mi, yalan söylerken vücudumuzda ne gibi değişiklikler oluyor… Ben de, hepimizin bilmediği birkaç madde sıralamak istedim.

  • Evvela normal bir zekaya sahip çocuklar konuşmayı öğrendikten sonra yalan söyler. Ciddiyim. Hatta 3 yaşına kadar hiç yalan söylememiş olması dikkat edilmesi gerekilen bir şeydir. Çünkü zeka gelişimi hakkında bilgi verir. 3 yaşa kadarki çocuklarda yalanlar daha çok olmasını istediği şeylerdir. Vazoyu ben kırmadım o kırdı gibi. 7 yaşına kadar da soyut somut oldukça karışacağı için hayali arkadaşlar, olmayan şeyleri söyleme gibi şeyler görülebilir. Benim babam polis, ben aslında örümcek adamım gibi şeyler duymuşuzdur. Bunlara ebeveynlerin bir kısma kadar müsaade etmesi gerekiyor, çünkü hayal gücü desteklenmeli.
  • Herkes yalan söyler mi? Tabii ki söyler! Neden söylemesin… Bir yerimiz acıyor, ağrıyor diyelim, birisi üzülmesin diye hiç “iyiyim, bir şeyim yok” demedik mi? Uyuya kaldığımızda “trafikte kaldım, yoldayım” demedik mi? Bunlar genelde normal görülen yalanlardır, hatta yalan söylenen kişi de bilir, ama “sen bir yalancısın” diye bağırmaz.
  • Az önceki örnekler gibi olmayan yalanlar var, onlar problemli. Kişi kendi çıkarı için, sık sık yalan söylüyorsa bunu ahlaksızlık, erdemsizlik olarak nitelendirebiliriz. Bir de bunu kontrolsüzce sürekli yapanlar var, onlara klinik teşhis koymak mümkün. Mitomani. Yalan söyler, söylediği yalana inanır, vücutta reaksiyon pek olmadığı için, karşısındakileri de inandırır. Yüz yüze değil, mesajla vs yalan söylerken de oldukça inandırıcıdır, çünkü bu yalanını daha önceki yalanlarıyla hazırlamıştır.
  • Mitomani, narsistik kişilik bozukluğu vb sorunları olan insanlar bunları kolay kolay terapi veya ilaçlarla çözemez. Üzgünüm. En kolay yöntem kendilerinden uzak durmak, ilişki kurmamaktır. Bir süre sonra yalanlar içinden çıkılamaz bir hal aldığında kendilerini tanımış olursunuz.
  • Yalancılığın en ahlaksız boyutu sanırım iftira. Çünkü kişi artık kendisi değil, başkası hakkında yalan söylüyor. Size bir kişi, yersiz övgüler, olmayan hikayelerle yüceltmeler yapıyorsa reddetmeniz lazım. Aynı zamanda çok dikkat etmelisiniz aynı kişiye. Büyük ihtimalle siz yokken aynı şekilde yerin dibine de sokuyordur.
  • Belki duymuşsunuzdur şöyle bir tabir var, “parayla değil ya”… Yalancılar “parayla değil ya” diyerek devam eder, buradaki para aslında bedeldir. Bedelini ödemeyeceğini düşünen bir çok insan ahlaksız davranışlarda bulunur. Elbet bir gün bedeli ödenir her şeyin. Bazen ceza alarak, bazen yalnız kalarak, bazen bir bakış veya ağır sözlerle. Ama ödenir yani.
  • Kronik yalan söyleme sorunu olanlar için hayat aslında zordur. Söyledikleri yalanı unutmamaları gerekir. Telefonu kapatmak isteyip, “bir saniye ninem balkondan atladı” diyen biri, bunu birkaç kere tekrarlarsa zor duruma düşecektir. Unutmamak için not almazlar elbette, ama daha kolay bir yolu zamanla öğrenirler. Söylediği yalana kendisinin de inanması. Çünkü insan söylediğini unutabilir ama yaşadığını unutmaz.
  • Dilin icadından beri yalan söylemenin olduğuna eminim. Hayat ve akıl oldukça da devam edecektir.
  • 3 yaşına kadar hiç yalan söylememiş olmak zeka için tehlikeli demiştim, bu yetişkinlerin de zeka seviyesi yükseldikçe yalan söylemelerinin artacağı anlamına gelmiyor. Yalan yetişkinlerde zekaya değil, kurnazlığa işarettir.
  • Her zaman %100 sonuç vermese de yalan söyleyen insanlarda gözlemleyebileceğimiz birkaç şeyi sıralamak istedim.
    • İlk olarak kan dolaşımı arttığı için yüzünde kızarma olur. Hani diyorlar ya, “yüzü de kızarmıyor” diye, işte o kişi “söylediği yalandan da utanmıyor, vücudu tepki vermiyor” demek istiyorlar.
    • Burun delikleri büyür, eli sık sık burnuna gider.
    • Terler, siz göremeseniz de terlediğini sıcak bastığını hisseder ve alnını silmeye ihtiyaç duyar.
    • Göz teması kurmamaya çalışır. Uzaklara veya önündeki başka bir şeye bakarak sizle konuşur. Hatta bazen gözlerini ovar.
    • Yalan söylerken adrenalin salgılanır, dolayısıyla göz bebekleri büyür.
    • Nefes alışverişi hızlanır ya da derin nefesler almaya başlar.
    • Anlaşılma korkusu olduğu için gergin, sinirli davranışlarda bulunur.

 

Emre Oğuzcan Özdemir

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir